Avatar

avatar-movie-posterSinema eleştirmenleri tarafından son 10 yılın en iyi filmi olması beklenen ve çekimleri Yeni Zelanda’da yapılan Avatar nihayet 18 Aralık 2009 tarihinde vizyona girdi. Muhteşem görüntüleri ve Yüzüklerin Efendisi’ni bile tahtından indirebilecek senaryosuyla 2 gündür kapalı gişe oynayan Avatar aslında bir adam için hayalin gerçeğe dönüşmesi.

Terminator ve Titanic gibi unutulmaz filmlerin ardından James Cameron 1994′te planlarını yaptığı filmi Avatar için tam 15 yıl bekledi. Bu bekleyişin en büyük nedeni, teknolojinin hayalindeki dünya için henüz yeterli seviyeye ulaştığını düşünmemesinden kaynaklanıyordu. En sonunda filmin çekimlerinin başladığı duyurulduğunda beklentilerde artmaya başladı.

İlk başlarda biraz eleştiri alsa da, daha sonradan filmin kısa gösterimlerinin yayınlanması bu eleştirileri tamamen silip atmayı başardı. James Cameron, Avatar’da 3 boyut teknolojisini sonuna kadar kullanmasının yanında yeni bir teknik olan 3 boyutlu çekimi de yaratarak sinema sektöründe bir milat olmayı kafasına çok önceden koymuş görünüyor. Avatar’ın %60′ından fazlası tamamen bilgisayar ile oluşturulmuş ve sadece filmin geçtiği Pandora isimli gezegen için bile milyonlarca gigabayt veri işlenmiş.

Film ne konu olarak ne de efekler olarak izleyenleri yormuyor ve özellikle büyük perdeli sinema salonları için hazırlanmış hissi veriyor. Filmde kullanılan teknolojiler sayesinde daha önceden hiç bilmediğiniz ve görmediğiniz bir dünya olan Pandora’da hiç yabancılık çekmiyor, o dünyada yaşayan yerli halk Navi’leri hemen benimsiyorsunuz. Bu etkinin yaratılmasında bence en önemli etken fotoğraf gerçekliğinde oluşturulmuş bir dünya ve 3 boyutlu görüntüler olmuş.

Film için ayrılan bütçe her ne kadar 200 milyon Dolar’ın üzerinde olsa bile aslında bütün iş hikayede bitiyor. Avatar, insanlar tarafından kilosu 20 milyar Dolar olan bir maden için sömürülmeye çalışılan Pandora isimli bir gezegende geçiyor. Dünyadan oldukça uzakta olduğu için bu gezegene ulaşım için insanlar uyutuluyor ve daha sonra gezegende tekrar uyandırıyorlar. Avatar’lar insanlar tarafından yaratılmış ve Pandora’nın yerli halkına çok benzeyen birer suretten ibarettirler. Felçli bir denizci olan Jake Sully gezegene geldikten sonra kendi Avatar’ını kontrol etmeye başlar. Avatar’ların kullanıcıları bir kabine girerek kendi suretlerini beyinleriyle kontrol etmektedirler. Zaman ilerledikçe Jake Sully, kendi yönettiği Avatar’ı ile yerli halk Navi’lerin arasına karışır, bir Navi prensesine aşık olur ve Pandora’yı sömürmek isteyen insanlarla Navi’ler arasındaki savaşın tam ortasında kalır.

Avatar, hem aksiyonu hem romantik bir aşk hikayesini hem de bilim-kurguyu izleyicilerine sıkmadan ve dozunda kullanarak vermeyi başarıyor. Bunları yaparken teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmayı ihmal etmiyor. Avatar için sayfalarca yazı yazılabilir ve insanlara nasıl bir film olduğu anlatılabilir ama en iyisi bu filmi gidip 3 boyutlu bir sinemada izlemektir. Bilim-kurgudan koşlanmıyorsanız bile bu filmi izlemenizi tavsiye ederim, hiç olmazsa sinema tarihinde bir dönüm noktasına şahitlik etmiş olursunuz.

10 üzerinden 9 vererek bu filmi kendi izlediğim filmler içinde çok önemli bir yere koyuyorum.

İyi seyirler.

  • Share/Bookmark

Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 üzerinden takip edebilirsiniz. Yorum yazabilir veya sitenizden trackback bırakabilirsiniz.

Yorum yazın

XHTML: Şu tagları kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>