Halk Otobüsleri ve Trafik Canavarları
Günlüğümde yazdığım üzere aracım 1 haftadır serviste tamir edilmeyi bekliyor. Ben de bu arada mecburen ulaşım ihtiyacım için otobüsleri kullanmak zorunda kalıyorum. Aslında bundan bir şikayetim yok. Yazmak istediğim konu otobüslerden öte, otobüs şöförleriyle alakalı.
559C numarasına sahip Hisarüstü – Taksim hattında çalışan otobüsler ile 43R numaralı Hisarüstü – Kabataş arasında çalışan otobüsleri oldukça sık kullanıyorum. Bugün Taksime gitmek üzere 559C numaralı otobüse bindim. Otobüs sağ şerit hariç her şeridi ustalıkla kullandı. 4 kaza tehlikesi atlattı, Beşiktaş’ta sola dönüş için ayrılmış şeride girip 3 aracın üzerine kırdı ve görebildiğim kadarıyla 6 araç şöföründen sağlam küfür yedi.
Dönüşte tekrar 559C numaralı otobüse Taksim’den bindim. Dolmabahçe’ye kadar oldukça normal geldik ancak sonrasında sanki ralliye katılmış gibi gitmeye başladık. Yine yoldaki tüm şeritler kullanılmaya, araçların üzerlerine kırılmaya, küfür yenmeye ve kaza tehlikeleri atlatmaya başlandı. Otobüste yolculuk yapan bir bayan, yapılan ani fren neticesinde 3,5 metre kadar uçarak yanımda bulunan koltuğa çarptı. Görünen o ki, halk bu durumdan rahatsız değil veya artık uyarmaktan bıkmışlar ve kabullenmişler.
Sorunun ne olduğunu sonradan anladım. Sanırım 43R ile 559C numaralı otobüslerin bir birleriyle anlaşması var. Bu anlaşmanın sonucu olarak 559C’nin bazı duraklarda durmaması gerekiyor. Aynı şekilde 43R’nin de bazı duraklarda durmaması gerekiyor. Bu iki otobüsten biri durmaması gereken bir durakta durduğu zaman savaş başlıyor. Belki diğer otobüslerde de benzer bir anlaşma vardır ancak henüz denemediğimden ve bundan sonra denemek istemediğimden şimdilik bir bilgim yok.
Devlet ve belediyeler insanları toplu taşıma araçlarını kullanmaya yöneltmeye çalışıyor. Toplu taşıma araçlarının trafik sorununa çözüm olduğu söyleniyor. Ancak öyle bir ülkede yaşıyoruz ki “insan” taşıyan otobüsler, patates taşıyan kamyonlardan farksız hale gelmiş. Allah korusun o çelik yığınının lastiği patlasa, freni tutmasa veya önüne bir şey çıksa ne olacak? Akşam haberlerinde katil otobüs 45 kişiyi ezdi, 21 kişinin kimliği bile belirlenemedi diye haber mi izleyeceğiz? Bu savaşı ben bile farkedebilmişsem bundan trafik polislerinin haberdar olmaması imkansızdır. Onlar bu sırada ne yapıyorlar bu çok ayrı bir konu. Trafik polisinin görevi trafikte bulunan şahsi araçların mı düzenini sağlamaktır yoksa trafiğin genel düzenini mi sağlamaktır?
Benden uyarması, Allah korusun ama bu böyle devam ederse ve ne İstanbul Büyükşehir Belediyesi ne de trafik polisleri bu işe karışıp “sen ne yapıyorsun kardeşim?” demezse, bu otobüsler birilerini ezmeden durmayacaklar.
Bu yazıya gelen yorumları RSS 2.0 üzerinden takip edebilirsiniz. Yorum yazabilir veya sitenizden trackback bırakabilirsiniz.

sen kullanmadigin icin aliskin degilsindir ama artik onu surekli kullananlara normal geldigi icin fark bile edemiyorlardir:/
durum tam olarak öyle değil. ben de zamanında çok bindim otobüslere ve eskiden bu şekilde gitmiyorlardı. aşağıda zaten friendfeed yorumları var. orada durum daha açık